q
Avrupanin önde gelen Türk Halk Oyunlari dernegi PHX THOT, kültürümüze yapmis oldugu tüm hizmetlerden dolayi onur duyar.
Phoenix Türk Halk Oyunlari | Dünden Bugüne | PHX Turkish Folk Dance Ensemble
17508
post-template-default,single,single-post,postid-17508,single-format-standard,bridge-core-1.0.4,ajax_fade,page_not_loaded,,side_menu_slide_with_content,width_470,qode-theme-ver-18.0.9,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.1,vc_responsive
 

Phoenix Türk Halk Oyunlari | Dünden Bugüne

Phoenix Türk Halk Oyunlari | Dünden Bugüne

Phoenix

Phoenix: Anadolu’da Simurg veya Anka kuşu olarak bilinen efsanevi varlık. Kaf dağının zirvesine ulaşan 30 kuş. Zirveye ulaşabilmek için benliğinden, güzelliğinden, makamından, gururundan, sevdiklerinden, sahip olduğu herşeyden sıyrılan 30 kuş.

Ateşten – ışıktan var olan. Öldükten sonra kül olup, külünden tekrar dirilen. Ümidi, kurtuluşu ve yeniden dirilmeyi temsil eden, bir çok medeniyette ve dinlerde sembolik manasını taşıyan EFSANEVI KUŞ..

Baslangıç

Üçüncü kuşak, Avrupa’da doğup büyümüş gençlerin kendi örf, adet, değer ve ananelerini unutmuş olması, yaşadıkları toplumda eriyip kayboluyor olması, kimlik arayışında olup nereye ait olduğunu bulamaması o günlerin karnesiydi.

Küller içerisinde tekrar alevlenenler ise, Kültürel değerlerine sahip çıkan üçüncü kuşak Avrupalı Türk gençleriydi. 17-18 yaşlarında olmamıza rağmen bu kervana katılabilmenin sevincini yaşadık. Başta 4-5 kişiydik belki ama hızla büyüyecektik. Phoenix ismide bizi temsil edecekti, çünki hem küllerinden doğan bir nesildik, bir ümittik, belkide bir kültürün kurtulmasına vesileydik.

Berlin Türk Günü | Sahne öncesi

Büyüdük

Çok çabuk büyüdük. Otuz kişinin etrafımızda toplanması çok zaman almadı. Bir yıl içerisinde 60 kişiyle ders yapar olduk. Erkek dansçılarımız çoğunluktaydı ve o günlerde bu büyük bir ayrıcalıktı. İlk gösterilerimiz beyaz gömlek, siyah kumaş pantolonla yapıyor olsakda, yeni kıyafetlerimizi tasarlayıp sipariş edecek kadarda heyecanlıydık. Köln şehrinde ismimiz çabuk duyulmuş, merak uyandırmıştık. Bir yılın sonunda ilk Programımızı güzel bir Düğün salonunda gerçekleştirdik. Hem ekibimizin „Tanıtım Günü“ hemde almak istediğimiz Otantik Zeybek kostümlerimiz için bir gelir kaynağı olmuştu. Program öncesi masaları biz 300 kişilik dizmiştik, olurda az kişi gelirse boş gözükmesin diye. O gün masalar dolmuş, ek sandalyeler çıkartılmış, bir çok misafirde ayakta kalmıştı.. Tahminen 900e yakın misafirimiz bize unutulmaz bir gün yaşatmıştı. Bu sadece hızla büyüyen Phoenix için bir başlangıçtı.

Hocalarımız

Daha önce başka kurumlarda dans etmiş arkadaşlarımız tecrübelerini ve bilgilerini diğer arkadaşlarıyla paylaşıyordu. Ders esnasında Hoca, molalarda Arkadaş, ders çıkışı Dosttuk birbirimize. Hocalıkta değildi zaten marifet. Samimiyette, uhuvvette, gençlikte, dinamizmide, yenilikte, heycanda, aşk ve şevkdeydi sırrımız. Herbirimizin kattıklarıyla güzelleşiyordu hersey.

Bu yüzden merak ve ilgiyi çabuk uyarmışdı. Çevremizde bulunan büyüklerimiz ilk günden telefon açıp desteklerini belirtmiş. Sizler için ne yapabiliriz, ister buyrun bizim burda ders alın, ister biz size hoca gönderelim, ister biriniz gelip öğrendiklerini diğerlerine öğretsin demişlerdi. Hiçbir ücret karşılığı talep etmeden bizlerle bilgilerini paylaşan değerli hocalarımızda az değildi. İlerleyen zamanda maddi gücümüz azda olsa, cüzi bir miktara büyük fedakarlıklar göstererek yıllarını veren değerli hocalarımız baş tacımızdı.

Herbirinin ortak özelliği; Kültürümüze sahip çıkan bu gençlere sahip çıkıp destek olmaktı. Bununda hakkini fazlasıyla verdiler. En önemlisi ise, kendileri gibi 5er 10ar Eğitmenlik yapabilecek dansçılar yetiştirdiler. Onlarda bugün Avrupanın herbir köşesinde kabiliyetlerini sergiliyorlar.

DansCılarımız

Dostlarımız, arkadaşlarımız belkide en doğru tabir AİLEMİZ.. Genelimiz Lise veya Üniversite öğrencileriydi. Okul hayatımızın en zorlu dönemlerinde moral bulduğumuz, motive olduğumuz tek durağımızdı Phoenix. Oynarken stres attığımız, molalarda çay ve bisküvilerle dertleştiğimiz, ders sonrası yeni fikirler ürettiğimiz yerdi Phoenix.

Sadece Kültür değil, aynı zamanda Spor, Sosyal faaliyet, Okul ve buluşma merkezimizdi. O yüzden Dansçılarımız sadece iyi bir dansçı değil, iyi bir dosttu aynı zamanda. Değerlerini tanıyan, örf, edep ve ahlak kurallarına riayet etmeye çalışan centilmen bir topluluktuk. Kendi içinde öz eleştirilerimiz sert olsada, dışarıya dönük çok kuvvetli bir kenetlenmemiz vardı. O yüzden harika dansçılar yetiştirmiş olmasakta, güzel karakterli insanlara zemin hazırlamıştık. Yıllar içerisinde okul, iş ve medeni durumların değişmesiyle aktif dansçılıktan ayrılanlarımız olsada, gönüldeki bağlarımız bugüne kadar hiç kopmadı. Güzel anıların birleştirdiği, büyük bir Aile olarak kaldık.

Gösteriler

İlk gösteri teklifini bir rica üzerine almışdık. Daha önce dans ettiğimiz kurumdan ayrılmış olmamızdan dolayı şahıslar olarak bir araya gelip çalışmaya başlamışdık. Ricayı kırmayıp, beyaz gömlek siyah kumaş pantolonlarla 5 kişi sahne alacak, bildiklerimizi sergileyecektik. O gösterinin bir „Efsanenin“ doğuşu olacağını hiç tahmin etmemişdik. Meğer Köln ve çevresinde bulunan bir çok Halk Oyunları eğitmeni ve başkanları o Baloda misafir olarak oturuyorlarmış. Ertesi gün gelen telefonlar, tebrikler ve destekler bizleri inanılmaz bir motivasyona sevk etmişdi.

O gösteride yaşadığımız heycanı bugüne kadar hep taşımaya çalışdık. Sahne arkasında son hazırlıklar, heyecan ve korku. Tekrarlamalar ve ekip halinde birbirini motive etmeler. Son konuşmalar ve Anons.. Alkışlar arasında tedirgin bir yürüyüş ve sahnedeki yerini alma. Son bir kez hata yapmamak için dualar ve Müzik.. Işıkların gözlerini kamaştırıp seyirciyi siyah bir perdeye gizlemesi, kalabalığın içinde seni yalnız hissetirmesi heycanını bir nebze azaltıyor. Göz göze geldiğin ekip arkadaşlarınla iyice havaya girmeler ve „Efeleeeer“ diye bağırarak iyice güven kazanma.. Peşinden kopan alkışlar, heyecanı ve korkuyu tamamen zevke dönüştürüyor. Müziğin sonlanması, alkış, şükür, sevinç ve mutluluk….

Peşi sıra tanıdıkların düğünlerinde çıkmak için yalvardığımız günler, sonrasında Berlin Türk Gününde 20.000 kişilik bir gösteri teklifi. Ödünç aldığımız kostümlerin yerini kendi sahip oldugumuz Kostümler alınca.. Avrupayı gezmek dahada kolay oldu 🙂

300e yakın gösteri. Düğünler, Bayramlar, Festivaller, Yarışmalar, TV Programları..

Phoenix ismi altında Türk Kültürünü bayraklaştırdığımız Avrupada gezdiğimiz Ülkeler: Almanya, Hollanda, Belçika, Luxemburg, Avusturya, Isviçre, Danimarka, Fransa, Portekiz ve Ispanya.

Sahne aldığımız Prestijli Salonlaren bazıları: Köln-Gürzenich, Leverkusen-Forum, Düsseldorf-Castello, Mannheim-Rosengarten, Wiesbaden-Kurhaus, Berlin-Tempodrom, Bern-Kursaal, Stuttgart-Porsche Arena, Frankfurt-Messe Festhalle, Dortmund-Westfalenhalle, München-Olympiahalle…

100 kişilik özel düğünlerden, 10.000 kişilik büyük festivallere. Küçük projelerden – büyük Turnelere. 5 kişilik gösterilerden – 50 kişilik Konserlere..

Uçabilmek güzel bir duyguydu..

Eğitim

Yukarıda bahsi gecmişti, gayemiz iyi dansçı yetiştirmek değil güzel insanların yetişmesine zemin hazırlamaktı. Bunun için Halk Oyunlarımız çok güzel bir araçtı. Çünki Türk kültürümüz zengindi ve zenginliğini içerisinde barındırdığı çok büyük güzellikler gizliydi. Kültürümüzdeki çok renklilik; her memleketten, her inançtan, her fikirden, her ırkdan insana kapısını açıyor ve sadece bir ortak noktada buluşturuyordu.. Birbirimizi, farklılıklarımıza rağmen hoş görmemiz, bir arada kalmamızdaki en büyük etkendi. Bu hoşgörüyü biz Halk Oyunlarımızla daha iyi öğrendik.

Halk Oyunlarımızı anlayabilmek için, Kültürümüzü. Kültürümüzü tanıyabilmek için Tarihimizi iyi bilmeliydik. Bu yüzden „Kitap Okumayı Seviyoruz“ kampanyasıyla tüm ekip arkadaşlarımızla okuma yarışına girdik. Orta Asyadan – Kurtuluş savaşına. Padişahlardan – Mimarlara. Sanattan – Genel Ahlak bilgisine kadar her yaş grubuna uygun kitaplar okuttuk. Çalışmalarımız dışında bir araya gelmek için bir bahanemiz daha olmuş, aynı zamanda Kitap okuma alışkanlığı aşılanmış, Türkçelerimiz gelişmiş ve Bilginin kaynağını bulmuşduk.

Buna ilave olarak „Tarihe Yolculuk“ Seminerleri düzenlemiş, alanında uzman Tarih Öğretmenlerini davet ederek istifade etmişdik.

Onca bilgiyi birde yerinde teftiş edebilmek icin „Tarih Gezileri“ düzenlemiş, yurdumuzun Karadeniz, Güneydoğu, Marmara, İç Anadolu gibi güzel bölgelerini gezmişdik. Yurt dışında Maceristan, Bosna Hersek, Ispanya, Portekiz, Danimarka gibi ülkerede seyehat ederek Tarihden izleri keşfetmişdik.

Bugüne kadar belki 500e yakın gencimize bu projelerden istifade imkanı sunmuş, geleceklerine ışık tutmaları için fırsat vermişizdir.

Umarız, bildikleriyle hayatlarına renk katar, bilmediklerinide öğrenebilmek icin peşlerinden koşar kovalarlar.

Programlar

„Tanıtım Günü“, „Altın Nesil“, „Türk Kültür Haftası“ ve „Avrupa Türk Halk Dansları Yarımaşı“ gibi Program ve Konserleri kendi imkanlarımızla düzenlemiş ve herbiri ile büyük yankı uyandırmışdık. Her bir organizasyonun ardından yeni kapılar aralanmış, her geçen yıl katlayarak daha iyisini yapmışdık.

Düğün Salonuyla başlayan ilk organizemiz, Köln Üniversitesinde Altın Nesili bulmuşdu, sonrasında 6 farklı şehirde Türk Kültür Haftası rüzgarı estirmiş ve daha sonrasında 1000 kişilik Forum Leverkusen salonunda Avrupa tarihinin en kapsamlı ve seviye bakımından en kaliteli Türk Halk Oyunları yarışmasını düzenlemişdik.

Bu Programların her birinde sahne üzerinde olduğu gibi sahne arkasındada kocaman bir ekip emek sarf etmiş. Gönüllü olarak vakitlerini ayırmış ve büyük fedakarlıklarla kurduğumuz hayallere birlikte ulaşmışdık. Sahnede görülmeyen ama bu Programların gerçekleşmesinde emeği geçen bütün kahramanlara teşekkür ediyoruz.

Dostlar

Halk Oyunları bize çok dostlar kazandırdı, önce kendi bünyemizde buluşan dostlarımız. Sonra aynı camiada bulunan diğer Ekiplerdeki dostlarımız. Organizasyonlar vasıtasıyla tanıştıklarımız. Gönül bağı kurduklarımız. Mesafeler olsada yakın olduklarımız. Bizden ayrılsada aslında hep yanımızda olanlarımız. Zor günlerde koşturanlarımız. Vefa gösterip hep var olanlarımız.

Hayaller

İlk gün bir araya gelip kurduğumuz hayallerin hepsine fazlasıyla ulaşdık. Yetmedi, yeni gelenlerle hayallerimizi tazeledik ve onlarada çok şükür ulaşdık. Bugün yeni hayaller kuracak nesilleri bekliyoruz.

Kül ve Alev

İyi günlerimiz kadar kötü günlerimizde oldu tabiki. Her defasında son kerteye gelip pes ediyorduk ki. Kül halinden bir kez daha can buluyor daha güçlü Alevleniyorduk. Phoenix ismi hep bizde tecelli ediyordu. Ümidimizi yitireceğimiz anda, yeniden ümitleniyor. Bittik artık dediğimiz yerden, yeniden diriliyor. Kurtulamayız artık dediğimiz noktada, kurtuluşu buluyorduk. Kül ve Alev..

30 kuş ve bugün

Gayemiz; Avrupada yetişen Türk gençliğine hizmet etmekti. Kültür, örf, anane ve değerlerimizi gücümüz yettiğince aktarmaktı. Hiç bir siyasi, ideolojik, etnik ayrım yapmaksızın herkese kucak açmaktı. Edepli, bilgili, aydın, üretken, gayretli, samimi ve dürüst insanların yetişmesine vesile olmaktı. Birlik ve beraberliğin getirmiş olduğu başarıyı yaşatmaktı. Gecmişten ilham alıp geleceğe yön vermekti. Bir yere ulaşabilmek için önce Hayal kurabilmeyi öğretmekti.

Bu gaye ve hedeflerimize ulaşmakta bize destek olan, emek sarf eden, büyük fedakarlıkta bulunan, hep yanımızda bulunan tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu güzellikler ve başarılar hepimizin. Geçmişinde hiç bir kara lekesi bulunmayan bu organizasyonun güzel mimarlari sizlerdiniz. Sizlerin gönüllerinde bulunan samimiyetle güven kazandık, sevgiyle dost kazandık, gayretle kaliteye ulaştık, belkide yaşadıklarımızla Tarih yazdık.

Ve Bugün 300 ün üzerinde dansçı, onlarca Eğitmen, Sanat yönetmenleri ve Organizatörler, Teknik ve Sahne bilgisine sahip kişiler yetişdi.

300e yakın gösteriyle Avrupada Türk Kültürünün zenginliği tanıtıldı.

Phoenix ismiyle markalaştı ve bir çok derneğe öncülük yaptı, ilham oldu.

Avrupa genelinde birlik olabilmeyi sağladı, Halk Oyunları camiasına ayrı bir renk kattı.

ve sadece güzel anılar bırakıldı..

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.